Said Halim Paşa’nın daveti ile 1911 yılında Londra’dan İstanbul’a dönen Halil Halid Bey, Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Osmanlı çıkarlarını savunmak adına yazılı mücadelesini sürdürmek için bu sefer Temmuz 1915’te Berlin’e gitmiş ve burada kaldığı süre zarfında gazetecilik mesleğine devam etmiştir. Buradaki gözlemlerini anlattığı Cihan Harbi Yılları, çeşitli dergilerde ve gazetelerde yayımlanmış yazılarını ihtiva ediyor.
Savaşın açtığı derin yaraları sarmaya çalışan bir şehrin sokaklarını adımlarken şu soruya cevap arar: Savaşın yıkıcı gölgesinde köklü kurumları can çekişen bir devlet nasıl yeniden ayağa kalkabilir? Halil Halid’e göre çare ne olursa olsun, üretmeye ve çalışmaya devam etmektir. Çünkü yıkılmakta olan bir imparatorluk ancak ilim, teknik ve sarsılmaz bir iradeyle ayağa kalkar. Bu eser, yalnızca Almanya’nın sosyal disiplinini anlatan bir gezi yazısı değil; bir milletin toparlanmasının ancak üretimle mümkün olduğunu gözler önüne seren bir reçete niteliğindedir.
Said Halim Paşa’nın daveti ile 1911 yılında Londra’dan İstanbul’a dönen Halil Halid Bey, Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Osmanlı çıkarlarını savunmak adına yazılı mücadelesini sürdürmek için bu sefer Temmuz 1915’te Berlin’e gitmiş ve burada kaldığı süre zarfında gazetecilik mesleğine devam etmiştir. Buradaki gözlemlerini anlattığı Cihan Harbi Yılları, çeşitli dergilerde ve gazetelerde yayımlanmış yazılarını ihtiva ediyor.
Savaşın açtığı derin yaraları sarmaya çalışan bir şehrin sokaklarını adımlarken şu soruya cevap arar: Savaşın yıkıcı gölgesinde köklü kurumları can çekişen bir devlet nasıl yeniden ayağa kalkabilir? Halil Halid’e göre çare ne olursa olsun, üretmeye ve çalışmaya devam etmektir. Çünkü yıkılmakta olan bir imparatorluk ancak ilim, teknik ve sarsılmaz bir iradeyle ayağa kalkar. Bu eser, yalnızca Almanya’nın sosyal disiplinini anlatan bir gezi yazısı değil; bir milletin toparlanmasının ancak üretimle mümkün olduğunu gözler önüne seren bir reçete niteliğindedir.