FARKLILIKLARI YÖNETMEK
Farklılaşmak, fark yaratmak çok kullandığımız terimler. Adına ister pazarlama ister iletişim ister itibar yönetimi her ne derseniz deyin kimliğimizi ve değer önermemizi diğerlerinden ayrıştırmak ve böylece rekabette ön plana çıkmak için hepimizin peşinden koştuğu ve gerçekleştirmek için ciddi çaba ve kaynak harcadığımız kavramlar bunlar. İster iş dünyasında olun ister sivil toplumda isterse politikada nerede varlığınızı hissettirmek istiyorsanız farklılaşmaya, fark yaratmaya ihtiyacınız var. Bu hiç tartışma götürmeyecek kadar yerleşmiş bir gereksinim. Zor olanı bunu gerçek kılmak, herkes bu amaca yönelik harıl harıl çalışıyor. Bunun için stratejiler, taktikler belirliyor ve zaman, emek ve para harcıyor.
Peki gerçekten farklılaşabilmek için ve karar, eylem ve davranışlarınızla daha iyi hizmet ve ürün sunarak insanların yaşamında fark yaratabilmek için toplumdaki farklılıkları ne ölçüde kabul edebiliyor, kavrayabiliyor, farklı duygu, inanç ve beklentilere cevap verebilme ihtiyacını hissediyor ve bunun gereklerini yerine getiriyoruz ?
Kesinlikle son dönemde süregelen siyasi tartışmalara ilişkin yorum yapmak değil bu yazımda amacım. Üzerinde durmak istediğim iletişim disiplini açısından konuyu ele almak.
Yönetimin amacını bir organizasyonu iş hedeflerine ulaştırmak; iletişimin amacını ise bu iş hedeflerini gerçekleştirebilmek için sosyal paydaşların desteğini sağlamak olarak özetlemek mümkün. O halde iletişimde temel kaygımız olan toplumsal desteği sağlayabilmemiz; yönetimde ise temel kaygımız olan organizasyonel bütünlüğü gerçekleştirebilmemiz için temel görevimiz toplumu ve organizasyonumuzu iyi okumak, farklılıkları kavrayabilmek ve kabul etmek ve farklılıklardan sentez yaratarak bütün oluşturmaktır. İşte yazımızın başlığı olan “Farklılıkları Yönetmek” budur.
İletişim disiplini özelinde konuya biraz daha ayrıntısıyla girdiğimizde şunları söylemek mümkün. İletişimde amaç sosyal paydaşların desteğini sağlamak olduğuna göre sizi iş hedeflerinize ulaştıracak kurum/marka algısının kimlerin nezdinde oluşması gerektiği ve hangi kesimlerin desteğinin sağlanması gerektiği yani özetle sosyal paydaşlarımızı doğru saptamak kuşkusuz çok önemli. Sosyal paydaşlarımızın birbirlerinden farklı davranış biçimi ve beklentileri olduğunu ve de hatta her bir sosyal paydaş kesiminin de kendi içinde bir bütün olamayabileceğini ve içsel farklılıklar taşıyabileceğini kabul etmek bir o kadar önemli. Yargılamadan, eleştirmeden, kişisel tercihlerimize göre önceliklendirme yapmadan bu farklılıklara yönelik iletişim ve ilişki yönetimi yapmak ise profesyonellik düzeyimizin en başta gelen göstergesi. Aynen organizasyonel yönetimde olduğu gibi.
Son yıllarda pek bir moda olan ve bir şekilde kendini diğerlerinden güçlü hissedip kendini ana besin kaynağı olan toplumun üzerinde görenlerin soyunduğu “toplum mühendisliği” yaklaşımıyla var olanı, gerçeği görmezlikten gelen bir yaklaşım tarzı hangi ortamda olursa olsun başarısızlığa mahkumdur. Çünkü bencilliktir, kolaycılığa kaçmaktır. Bencillik ve kolaycılık profesyonel olmamanın en önemli göstergesidir.
Farklılıkları yönetmek zordur. İnsan doğasının en vahim ve karartıcı özelliklerinden başta geleni olan bencillikten sıyrılmayı gerektirir. Ben yerine biz diyebilmek, takım çalışması yakından biliyorum pek çok kuruluşun temel bir değer olarak varmak istediği noktaların başda gelenidir. Bunun başarıldığı nadir görülür. İlacı profesyonelliğin geliştirilmesidir. Porfesyonel yönetici farklılıkların zenginlik olduğunu bilir, zenginliğin de verimlilik ve performans. Aynen bir orkestra şefi gibi.
İletişimde de yüksek performans farklılıkları yönetmekten geçer. Unutmamak gerekir ki her sosyal paydaş kesiminin farklı ihtiyaçları, menfaatleri, beklentileri, iç dinamikleri vardır. Bunlara hitap edebilmek, beklentileri yönetebilmek, duyguları gözardı etmeden her koşulda akılcı, dengeli ve olgun olabilmek iletişimcinin hüneridir.
Ancak farklılıkları yönetebilenler kazan-kazan ilişkisinin en zor olduğu durumlarda bile ortak menfaat fırsatlarını görebilirler. Bu fırsatlar mutlaka vardır az ya da çok. Komplekssiz, korkmadan, olgunlukla ve akılcı yöntemlerle bunları bulup çıkarmanın gizli zenginlikleri zenginlik haline getirmenin ve başarının anahtarı olduğuna inanıyorum.
Her alanda rekabetin hiç görülmemiş düzeyde artıp çapraşıklaştığı, toplumsal yapının çeşitlenip zenginleştiği günümüzde fark yaratabilmenin sırrı farklılıkları yönetebilenlerin düşünme ve uygulama yeteneklerinde yatıyor. Tek tip düşünenlerin ve terzilik yapanların ise kendi düşünceleriyle başbaşa kalacağı bugünün ve geleceğin kaçınılmaz gerçeği olarak karşımızda duruyor.
Ahter Kutadgu